ManşetlerTeknoloji

Trump tarifeleri dünyadan tepki çekerken iPhone fiyatı 2.300 doları bulabilir

iphone 16 pro inceleme

ABD Başkanı Donald Trump’ın ithalat tarifelerinde radikal artışa gitmesi, hem siyasi hem ekonomik düzeyde sert tepkilere neden oldu. Yeni dönemde ithalata getirilen bu yüksek vergiler, yalnızca ticaret dengelerini değil, aynı zamanda küresel tüketici alışkanlıklarını da tehdit ediyor. Özellikle teknoloji ürünlerinde, örneğin üst segment bir iPhone modelinde, fiyat artışlarının 2.300 dolara kadar ulaşabileceği öngörülüyor. Trump yönetimi bu hamleyi “karşılıklılık” ilkesine dayandırsa da, uygulamanın kapsamı ve zamanlaması küresel iş çevrelerinde endişe yarattı.

Uygulanan genel tarife oranı %10 olarak açıklanırken, Çin, Güney Kore, Japonya ve Tayvan gibi ülkelerden yapılan ithalatlara çok daha yüksek oranlar getirildi. Çin’e yönelik tarifeler %54’ü bulurken, Güney Kore ve Japonya da sırasıyla %25 ve %24 oranında ek vergilere maruz kaldı. Tayvan ise %32 ile en sert uygulamalardan birinin hedefi oldu. Avrupa Birliği için geçerli olan %20’lik tarife de büyük pazarlarda yatırım kararlarının gözden geçirilmesine yol açtı.

Yeni tarifeler Apple ürünlerinin fiyatlarını doğrudan etkileyebilir

Apple’ın tedarik zinciri, ağırlıklı olarak Çin ve Güneydoğu Asya ülkelerine bağlı durumda. Bu nedenle uygulanacak ek vergiler, özellikle iPhone başta olmak üzere ürünlerin ABD içi satış fiyatlarına yansıtılacak. Rosenblatt Securities tarafından yapılan hesaplamalar, üst düzey bir iPhone’un vergiler dahil maliyetinin 2.300 dolara çıkabileceğini gösteriyor. Bu durumun orta vadede hem Apple’ın satış performansını hem de ABD’deki tüketici harcamalarını olumsuz etkilemesi bekleniyor.

ABD içinden gelen ilk tepkiler de oldukça dikkat çekici. Stellantis, bazı üretim tesislerini geçici olarak kapatma ve işçi çıkarmaya gitme kararı aldı. General Motors ise iç pazarda üretimi artırarak olası vergi maliyetlerini azaltmayı hedefliyor. Ancak şirketler, üretimlerini ABD’ye kaydırmanın kısa vadede kolay olmadığını ifade ediyor.

Tüm bunların yanında, uluslararası finans piyasaları da karardan doğrudan etkilendi. Dow Jones endeksi %4, S&P 500 %5 ve Nasdaq %6 civarında düşüş yaşadı. Bu oranlar, COVID-19 döneminden bu yana kaydedilen en büyük günlük kayıplar arasında yer aldı. Özellikle dış üretime bağımlı olan teknoloji ve perakende sektörleri hisselerinde ciddi değer kayıpları görüldü.

Trump’ın tarife politikası, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda diplomatik sonuçlar da doğurdu. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa ülkelerinin ABD yatırımlarını askıya alması gerektiğini dile getirdi. Çin, tarifelere karşılık vereceğini açıklarken, Japonya ve Güney Kore ise şimdilik müzakere yolunu tercih ediyor. Kanada ve Meksika ise otomotiv ürünleri başta olmak üzere bazı alanlarda zaten %25’lik tarifelerle karşı karşıya bulunuyor.

IMF Başkanı Kristalina Georgieva da gelişmeleri kaygı verici olarak değerlendirdi. Küresel ekonomik büyümenin yavaşladığı bir dönemde bu tarz önlemlerin daha da büyük riskler doğurabileceğine işaret etti. Georgieva, tüm taraflara yapıcı müzakereler yoluyla ticaret gerilimlerini azaltma çağrısında bulundu. Ancak mevcut açıklamalar, tarafların pozisyonlarını yumuşatma niyetinde olmadığını gösteriyor.

Trump ise çelişkili mesajlar vermeyi sürdürüyor. Bir yandan tarifelerin pazarlık aracı olduğunu savunurken, diğer yandan bunun geri dönülmez bir strateji olduğunu öne süren açıklamalara yer veriyor. Ticaret Bakanlığı ve danışmanlar, bu hamlelerin uzun vadeli bir üretim dönüşümünün parçası olduğunu iddia ediyor. Ancak ticaret uzmanları, mevcut planın teknik olarak yetersiz olduğunu ve müzakere için sağlam bir temel oluşturmadığını belirtiyor.

ABD’nin uygulamaya koyduğu yeni ithalat tarifeleri, sadece şirketleri değil, doğrudan tüketicileri ve teknolojik erişimi de hedef alıyor. iPhone gibi yaygın kullanılan ürünlerde ciddi fiyat artışlarının gündeme gelmesi, bu politikaların etkisini kamuoyu nezdinde de görünür hale getiriyor. Her ne olursa olsun, bu adım ABD’nin küresel ticaret liderliği konumunu zedeliyor. Önümüzdeki günlerde, müttefik ülkelerin atacağı adımlar sürecin seyrini doğrudan etkileyecek.