Bang & Olufsen, tasarım ve teknoloji arasında denge kurmayı seven markalardan biri. Beosound Balance hoparlör serisine eklenen yeni model Natura, bu dengeyi başka bir seviyeye taşıyor. Milano Tasarım Haftası’nda tanıtılan hoparlör, İtalyan doğal taş üreticisi Antolini ile yapılan iş birliğinin ürünü. Mermer kaidesiyle öne çıkan model, görselliği kadar işlevselliğiyle de konuşuluyor.
Hoparlörün altına yerleştirilen bu mermer yapı yalnızca dekoratif değil. Markaya göre bu kaide, hoparlörün ideal yüksekliğe ulaşmasını sağlıyor. Bu sayede sesin mekâna yayılma biçimi de değişiyor.
Antolini tarafından şekillendirilen kaideler, yalnızca mermerle sınırlı değil. Doğal kuvars, fosilleşmiş odun ve taşlaşmış ahşap gibi farklı taş türleri de seçenekler arasında. Bu taşlar yalnızca estetik açıdan değil, ışık geçirgenliği ve renk derinliğiyle de birbirinden ayrılıyor. Bu da her hoparlörü kendine özgü kılıyor.
Cihazın gövdesiyle taş kaide arasındaki geçişte eloksallı alüminyum halka bulunuyor. Bu detay, hem tasarımsal bir geçiş sağlıyor hem de yapısal bütünlüğü artırıyor. Tüm bunların yanında hoparlörün genel duruşuna da zarif bir katkı sunuyor. Metalin soğukluğu ile taşın doğallığı arasında kurulan bu bağ, dikkat çekici bir kontrast oluşturuyor.
Beosound Balance Natura modeli, her ne kadar hoparlör olarak tanımlansa da, bir iç mekân objesi gibi davranıyor. Kullanıcıya yalnızca ses değil, aynı zamanda tasarım odaklı bir deneyim sunuyor. Mekâna yerleştiğinde hem duyusal hem görsel bir etki yaratıyor. Bu da ürünü teknik donanımın ötesine taşıyor.
Bang & Olufsen, Milano’da yalnızca bu hoparlörle değil, farklı ürünleriyle de sahne aldı. Antolini’nin Amazon kuvarsitiyle özelleştirilmiş 55 inçlik Beovision Theatre televizyon da etkinlikte sergilendi. Aynı şekilde Beolab 28 hoparlör çifti de benzer taş detaylarıyla sunuldu. Bu ürünler yalnızca sipariş üzerine üretiliyor.
Bu tür özel üretimler için fiyatlar sabit değil; talep üzerine belirleniyor. Yine de standart Beosound Balance modelinin 3.300 dolarlık fiyatı, bu özel versiyonların hangi seviyede olduğunu işaret ediyor. Yani bu hoparlör yalnızca ses arayanlara değil, aynı zamanda sanatla ilgilenenlere hitap ediyor. Hem koleksiyon değeri hem de teknik performans sunuyor.
Bang & Olufsen’in bu yaklaşımı, ses teknolojisini tasarım dünyasına açıyor. Doğal taşların dokusu ile sesin titreşimi arasında kurulan ilişki, ürünün sınırlarını genişletiyor. Tüm bunların yanında, bu tür iş birlikleri, teknoloji markalarının lüks tasarım alanında nasıl konumlandığını da gösteriyor. Kullanıcıya ise sıradan bir cihaz yerine, yaşam alanını dönüştüren bir nesne sunulmuş oluyor.
Beosound Balance Natura yeni bir yaklaşımı temsil ediyor
Her şeye rağmen bu ürünler, geniş kitlelere hitap etmiyor olabilir. Fakat ulaşılabilirlik yerine özgünlük peşinde olanlar için bu modellerin değeri tartışılmaz. Hem teknolojiyi hem de estetiği aynı potada eriten yapısıyla Beosound Balance Natura, yeni bir yaklaşımı temsil ediyor. Bu yaklaşım ise klasik hoparlör anlayışından uzak, daha bütünsel bir deneyime işaret ediyor.